Marmaris merkezi antik kentlere ve görülmesi gereken yerlere günü birlik
gidip dönmek için en uygun çıkış noktasıdır.Günübirlik geziler için özel
araba, minibüs,otobüs gibi araçlar kullanılabilir. Kentteki turizm
büroları da gruplar için ekonomik turlar düzenlemektedir. Bu gezilerde
antik alanların ve doğal güzelliklerin gezilmesi birleştirilirse zaman
daha doğru kullanılmış olur.
Netsel Marina
Marmaris koyunun ve çevresinin yat turizmine elverişli olması büyük bir
yat limanının yapılmasını gerektirmiştir. Bu düşünceyle yapımına
başlanan marina 1990 yılında bin 100 kapasiteli 3 marina ve bin 200 yat
kapasiteli 9 yat çekek yeri olarak hizmete girmiştir. Böylece mavi
yolculuğun merkezi ve Ege’nin en büyük modern marinası Netsel yabancı
yatçıların en çok uğradığı yerlerden biri olmuştur. Küçük ama sevimli
modern çarşısı ve lokantaları vardır.
Günnücek Mesire Yeri
Şehir merkezine 1 kilometre uzaklıktadır. Marmaris koyunun doğusunda,
400 metre uzunluğunda, sığ ve ince kumlu bir sahildir. Alan, sığla yağı
elde edilen günnük ağaçlarıyla (Liquidambar styrambar) kaplıdır. Orman
idaresi tarafından piknik alanı olarak düzenlenmiştir.Bilindiği gibi
günnük ormanları dünyada pek az yerde bulunmaktadır. İçinden suyu kışın
çoğalan, yazın azalan bir dere akmaktadır.
Aktaş
Sahilden Yalancı Boğaz’a giden yolun 3. kilometresinde ufak bir yerleşim
alanıdır. Kuzey yönü ormanlık tepelerle çevrili, gürültüden uzak, sakin
bir köşedir. Plajının kumu incedir. Marmaris’in gece manzarasının en
güzel göründüğü yerlerden biridir. Adını deniz kenarındaki yüksek bir ak
kayadan almıştır. Kalınabilecek birkaç motel vardır.
Adaağzı
Aktaş’tan devam eden yol 2 kilometre sonra Adaağzı’ndan geçer. Burası
yeni bir yerleşim alanı olma yolundadır. Marmaris koyunun deniz
sporlarına uygun bir köşesidir.
Yalancı Boğaz ve Cennet Adası (Nimara)
Marmaris’ten gelip Aktaş, Adaağzı ve Yalancı Boğazı geçen yol burada son
bulur. Bu yol 8 kilometredir. Burası Yalancı Boğaz diye isimlendirilen
800 metre uzunluğunda bir koridorla ana karaya bağlı olduğundan aslında
bir yarımadadır. Bu efsanelerden biri, bu koridorun üzerinde kabri
bulunan Eren Dede’yle ilgilidir.Yalancı Boğaz bugün teknelerin çekçek,
tamir ve kalafat yeridir.Güzelliğinden dolayı Cennet olarak
isimlendirilen bu yarımada, antik dönemde Nimara adındaki bir yerleşim
alanıdır. Adada tarihi kalıntılar ve mağara görülecek yerlerdendir.Bu
harika manzaralı yarımadanın patika yollarında yapılan yürüyüşler pek
keyifli olur. Yarımadaya karadan olduğu gibi denizden motorlarla da
ulaşılabilir. Adadan Marmaris ve koyun görünümü ayrı bir güzelliktedir.
Armutalan
Marmaris ilçesine komşu Armutalan’ın etrafı ormanlık tepelerle çevrili
olup doğu yönü denize bakmaktadır. Coğrafi konumu ve olağanüstü
panoramasıyla kısa sürede hızlı bir gelişme göstermiştir. Turizme hizmet
veren otel,motel ve sosyal tesis sayısı hızla artmaktadır. Gürültüden
uzak oluşu havasının ve suyunun güzelliği, ilçe merkezinin hemen
bitişiğinde bulunması önemli bir özelliğidir. Bu nedenle yaz ve kış
aylarında oturmak isteyenlerin, emeklilerin tercih ettikleri bir
beldedir. Nüfusu 14 bine yaklaşmaktadır.
Beldibi
Marmaris ilçesi ve Armutalan beldesiyle komşudur. Coğrafi olarak batıda
Çetibeli’nden gelen Karadere Vadisi’nin ovaya açılan bölümünde eski bir
yerleşim alanıdır. Tarihi Fiskos kenti de hemen bitişiğinde, Asar
Tepesi’ndedir. Tüm Marmaris çevresinde olduğu gibi burası da ormanlık
tepelerle çevrili bir doğanın içindedir. 1995’li yıllara kadar
sebzecilik ve meyvecilikle geçinen köy hızla gelişerek konut alanına
dönüşmüştür. Merkeze uzaklığı bir kilometredir. Nüfusu 6 bin kadardır.
İçmeler
Marmaris’e 8 kilometre uzaklıktadır. Son yıllarda büyük gelişme
gösteren, modern bir tatil beldesidir. Sahili oldukça sığ, kumu incedir.
Su sporlarının her çeşidi yapılmaktadır. Meraklılarına hizmet veren
dalış kursları vardır. Turistlerin her türlü gereksinimlerini
karşılayabilecekleri otelleri, motelleri, çarşısı, pazarı, eğlence
yerleri gelişmiş ve kalitelidir. Kent merkezinden çok sık hareket eden
motorlarla İçmeler’e denizden ulaşmanın ayrı bir zevki vardır.Yerli
nüfusu 10 bin civarındadır.
Turunç
Marmaris’e karadan 21 kilometre, denizden 5 mil uzaklıktadır. Nüfusu
3.500 civarındadır. Karayolu üzerinde İçmeler’in virajlarla çıkılan
tepelerinden Marmaris koyunun görünüşü olağanüstü güzelliktedir.Yine
tepelerden Turunç’a inen virajlı yol seyrine doyum olmaz güzellikte
manzaralar sergiler. Turunç’a denizden gidildiğinde denizin ve
sahillerin bir başka güzel olduğu görülür.Turunç çevrede ilk mavi bayrak
ödülünü alan beldedir. Her türlü konaklamaya uygun otel,motel ve
pansiyon turistlerin hizmetindedir. Sosyal hizmetleri güçlüdür, çarşısı,
pazarı, esnafı her zaman her konuda yardımcı olmaya çalışır. Pek çok
yabancı, huzur ve sükunetinden dolayı yerleşmek için Turunç’u
seçmektedir. Amos antik kenti de Turunç’un çok yakınında bulunmaktadır.
Kumlubük
Turunç üzerinden Marmaris’e uzaklığı 26 kilometredir. Denizin temizliği,
kumunun güzelliği, çevresinin doğal zenginliği ile tanınmıştır. Dağ
yürüyüşleri de çevreyi tanımak isteyenleri memnun etmektedir. Özellikle
güneydoğu istikametindeki bir yürüyüşte karşılaşılan mağara herkesi
şaşırtır. Bu mağaranın 5.000 yıl önce ilk yerleşime sahne olmuş olduğu
sanılmaktadır.Girişi 4 metre kadardır. İçerde galeriler, sarkıtlar ve
dikitler bulunur.Yeni keşfedildiğinden henüz bilimsel bir araştırma
yapılmamıştır ve tescil edilmediğinden hiçbir yayında yer almamaktadır.
Kumlubük’ün konuklarını memnun eden lokanta ve otelleri vardır. Denizden
ve karadan yapılan günlük turların uğrak yerlerindendir.
Bayır
Marmaris, İçmeler ve Turunç sapağından sağa sapılan yol 20. kilometrede
Bayır köyünden geçer. Pınarı’yla gelen geçeni ve çevresini serinleten,
gölgelik bir yerdir. Vadiye bakan güzel bir peyzajı vardır. Turistlerin
bu güzelliği meydana getiren ve bin senelik olduğu söylenen çınar
ağacının etrafında dolaşarak halay çekmeleri, dilekte bulunmaları buraya
ayrı bir neşe ve özellik katar. Çınar altındaki kahvede kahve, çay ve
meşrubat ve odun ateşinde pişirilen bazlama yanında ayran da içilebilir.
Osmaniye
Bayır yanında Osmaniye köyü vardır.Burası çevrenin en yüksek ve ormanlık
yeridir. Halkı hayvancılık ve arıcılıkla uğraşır. Osmaniye ünlü Marmaris
çam balının en çok üretildiği köydür. Nüfusu 650 civarındadır.
Çiftlik
Karadan İçmeler-Bayır üzerinden 26 kilometrelik karayoluyla
gidilebildiği gibi denizden de ulaşılabilir. Deniz üstünün ve altının
çok güzel olduğu Çiftlik kumsal bir koydur. Marmaris’ten ve çevreden
günübirlik gezi teknelerinin uğrak yerlerinden biridir. Bir tatil
sitesi, dört yıldızlı bir oteli, birkaç pansiyonuyla birkaç çardak
restoranı ve ufak bir çarşısı vardır. Sahilin karşısında özel mülkiyete
ait ufak bir adacık yer almaktadır.
Gerbekilise –Gerbekse
Çiftliğin hemen yanında bulunan ve halkın Gerbekse dediği bu güzel koy
adını buradaki bir kilise kalıntısından almıştır. Koyun uç tarafında
birkaç tarihi kalıntı daha bulunmaktadır. Buralarda sualtı bir başka
güzeldir ve dalmak için idealdir. Mavi yolculukta en çok uğranılan bir
koydur.
Hisarönü
Marmaris-Datça yolu üzerinde 18. kilometrede, ana yolun sol tarafındadır
.Hisarönü Körfezi’nin iki küçük koyuna hakim bir panoraması vardır.
Doğası ve havası güzel, yazın arana serin bir rüzgarı vardır. Denizi
biraz dalgalı olmakla beraber hareketli denizi sevenler için tercih
sebebidir. Özellikle rüzgarın denizden karaya esmesi nedeniyle sörf
sporu için çok elverişlidir. Sahilde kalınabilecek otel, motel ve
pansiyonları vardır. Doğayı, sade bir hayatı ve kampçılığı sevenler için
nadir yörelerden biridir.Yerli nüfusu 3 bin 500 civarındadır.
Orhaniye
Marmaris’ten Hisarönü ve Bozburun’a giden yolun 30. kilometresinde
Hisarönü Körfezi’nin nefis bir koyuna gelinir. Koyda Kız Kumu adı
verilen ve deniz suyunun alçalıp yükselmesiyle oluşan doğal yapı
olağanüstü bir görünüm sergiler. Deniz kıyısında yaklaşık 750 metre
uzunluğundaki bu kırmızımtırak yolla ilgili çeşitli efsaneler anlatılır.
Marmaris’te kesinlikle görülmesi gereken bu olağanüstü manzaralı koyda
kalınabilecek birkaç pansiyon ve lokanta turistlere hizmet vermektedir.
Orhaniye’de yeni kurulan bir yat limanı da çalışmaya başlamıştır.
Koydaki bir adacık üzerinde kale duvarları görülen antik dönemden
kalıntılar bulunmaktadır. Köyün yerli nüfusu bin kadardır.
Turgut ve Şelale
Marmaris-Hisarönü yoluyla Orhaniye’den geçilerek 35. kilometrede
Turgut’a gelinir. Antik sit alanı olan köy bu nedenle bakirliğini
korumuştur. Turizme açılmadığı için henüz sakin kalan yörelerden
biridir. Panoraması güzel, sahili güzel, kumsalı güzel, havası güzeldir.
Sahilde hizmet veren lokantası vardır. Köy şelalesiyle ünlüdür. Köy
merkezinden şelaleye giden yol üzerinde yaklaşık bir kilometre mesafede
sağ yamaçta, kolay fark edilemeyen antik bir yapı yer alır. Kısa bir
süre önce arkeologlar bu yapının İÖ 3-4. yüzyıllara ait Diyagoras adında
bir savaşçının anıt mezarı olduğunu belirlemişlerdir. Şelale suyla
ormanın sarmaş dolaş olduğu bir cennet bahçesidir. Burası özellikle yaz
aylarında serinlemek için aranılan bir köşedir.Yürümeyi sevenlerin suyun
kaynağına kadar gidip gelmesi tavsiye edilir. Şelale 6- 7 metre
yükseklikten dökülmekte, meydana gelen ufak gölcükte yüzülebilmektedir.
Eski bir değirmen kalıntısının önünde ateşte pişirilen bazlamayla
içilecek soğuk ayran acıkanlar için güzel bir ziyafettir. Ayrıca çardak
lokantası da vardır. Şelale safari yapanların da uğradığı sevilen
yerlerden biridir.
Selimiye
Marmaris Hisarönü yolundan 45. kilometrededir. Selimiye Hisarönü
Körfezi’nin en güzel koylarından biridir. Doğal güzellikler ve tarihi
kalıntıları bakımından önemli bir köydür. Özellikle badem ağaçları
çiçeklendiğinde manzarasının seyrine doyum olmaz. Çevrenin en güzel
mehtabı koyun batı yönünden izlenir. Tepelere tırmanan Bozburun yolunun
her köşesinden seyredilebilen koy panoraması ayrı güzelliktedir. Balığın
belki en tazesi ve lezzetlisi Selimiye’de yenmektedir. Kalınabilecek
birkaç otel,motel, pansiyonu ve restoranları vardır. Kıyıları bazen
kumsal bazen kayalıktır. İsteyen istediği gibi, istediği yerde denize
girebilir. Selimiye, Marmaris’e her gelen doğa meraklısı turistin sessiz
sedasız arayıp bulduğu; doğası muhteşem, yaşantısı mütevazı, gönül dostu
bir balıkçı köyüdür. Köyün nüfusu bin 100 kadardır.
Bozburun
Hisarönü ve Selimiye üzerinden Marmaris-Bozburun arası 52 kilometredir.
Nüfusu 2 bini aşmaktadır. Yol güzergahı doyum olmaz manzaralar sergiler.
Kasaba Bozburun Yarımadası’nın uç noktasındadır. Marmaris çevresinin
bakir kalmış dinlenme yörelerindendir. Küçük fakat neşeli bir limanı
vardır. Mavi tur teknelerinin önemli bir uğrak yeridir. Motel, pansiyon
ve lokantaları oldukça iyi hizmet verir. Denizi temiz, çevresi koylarla
çevrilidir. Koyda motor gezileri turistlerin başlıca eğlencelerindendir.
Büyük kentlerden gelip ev yaparak yerleşen yazlıkçılar vardır. Bozburun,
yörede gulet yapımıyla tanınmış, son yıllarda bir aşama yaparak 30 metre
boyunda tekneler yapılmaya başlanmıştır
Söğüt
Söğüt’e Marmaris’ten İçmeler ve Bayır üzerinden 45 kilometrelik bir
yolla ya da Marmaris, Hisarönü ve Selimiye üzerinden gidilebilir. Bayır
üzerinden giden yol ormanlar arasından, Selimiye üzerinden giden kısa
yolsa sahil ve koylardan geçer. Yolun birinden gitmek, diğerinden dönmek
çok zevkli olur. Söğüt Bozburun Yarımadası’nın Sömbeki Körfezi’nde tenha
bir köydür. Çok güzel manzaralı iki mahallesinden biri Şirinyer diğeri
Cumhuriyet’tir(Saranda). Her iki mahallede de birkaç mütevazı pansiyonla
birkaç lokanta turistlere hizmet verir. Lokantada her zaman balık
bulunur. Çevrede badem, harup ve zeytin ağaçları yer almaktadır.
Tarifeli minibüs seferi vardır. Nüfusu 2 bin 500’dür.
Taşlıca – Fenaket
Söğüt’ten devam eden yol 5 kilometre sonra son durak olarak Taşlıca’ya
varır. Dağ yamacından yükselerek gidilen yolda Sömbeki Körfezi,
yarımadalar ve adalar son derece güzel manzaralar sergiler. Köy yeni
yapılan beş on bina dışında kuyularının bulunduğu yer bir tablo
güzelliğindedir. Yakının da antik Foniks kentinin kalıntıları
görülmektedir.
Serçe Limanı
Bozburun Yarmadası’nın güneyinde, Rodos’un karşı yakasında, ancak
denizden ulaşılan bir limandır. Taşlıca’dan limana giden bir karayolu
çalışması sürmektedir. Limanın kayalardan oyulmuş görkemli bir kapısı
vardır. Koyun suyu temiz ve berraktır. Yapılan bir sualtı araştırmasında
11. yüzyıla ait batık ve içinde cam eşya bulunmuş ve bulunan parçalar
Bodrum Sualtı Müzesi’ne gönderilmiştir. Serçe Limanı bu arkeolojik
bulguların yeri olarak tanınmaktadır.
Kasara
Rodos Adası’nın karşısında, Serçe Limanı’nın bulunduğu koyda ufak bir
ilkçağ kentidir. Önemli bir kalıntıya rastlanmamıştır. Liman yakınında
Taşlıca köyünün Aziziye mahallesi yer almaktadır.
Bozukkale ( Loryma )
İÖ 10. yüzyılda Rodos peraiasının merkezi olan Loryma (Bozukkale) tarihi
kenti hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Karşılıklı surlarla
dikdörtgen şeklinde uzanan kalenin dokuz kulesi vardır. Kale, kule ve
burçlarıyla gayet iyi korunmuş, sağlam bir durumdadır. Kale’ye ‘bozuk’
sözünün yakıştırılmış olması kalenin bir yanının eksik oluşu ile ilgili
olabilir. Kale Rodos’un karşı kıyısının savunma birimi olduğu kanısını
uyandırmaktadır. Bozukkale Koyu’na İngiliz deniz haritalarında Oplosika
Bükü denmesinden eskiden kıyıda bir tersane bulunduğu anlaşılmaktadır.
Ege’de seyreden bütün yatlar Bozukkale’yi durak yeri olarak kullanırlar.
Coğrafi durumu ve liman girişinin darlığı nedeniyle Peleponnes Deniz
Savaşları’nda bu limanı Atina gemileri de kullanmıştır. İÖ 395 yılında
Atina’lı kumandan Karor, Knidos savaşından önce gemilerini burada
toplamış ve İÖ 305 yılında Antigonos’un oğlu Demetrios da Rodos’a
yaptığı saldırı hazırlıkları için bu limanı seçmiştir.
Kıran Gölü
Loryma (Bozukkale) antik kentinin yakınında bulunmaktadır.Kışın dolan,
yazın kuruyan, 30 metre çapında ufak bir gölcüktür. Çevresindeki diğer
antik kentler gibi bu gölcüğün yanında Rodos’a bağlı tarihi bir kentin
bulunduğu, günümüze ulaşabilen kalıntılardan anlaşılmaktadır. Kent
karadan ulaşılması zor bir mevkide bulunduğundan önce Bozukkale
Limanı’na kadar denizden gidilip oradan 2 saat kadar süren bir zorlu
yürüyüşle antik alana varılabilir. Henüz kazı yapılmamış olduğundan
bölge hakkında doyurucu bilgi bulunmamaktadır.
Çubucak
Marmaris’ten Datça’ya giden yolun 20. kilometresindedir. Plajı ve
kumsaldan başlayan ormanıyla beğenilen bir kamp ve dinlenme yeridir.
Günübirlik tesisleri geliştirilmiştir. Girişinde bir danışma bürosu,
ayrıca bir marketi, kabin ve duşlu plajı bulunmaktadır. Çubucak’ta Mayıs
ve Eylül ayları arası turizm açısından en hareketli aylardır.
Bencik Limanı ve Balıkaşıran
Hisarönü Körfezi’yle Gökova Körfezi’ni ayıran yarımadanın en dar
yerinde, Hisarönü tarafında bulunan bir limandır. Burada geçmiş tarihi
bir olay şöyle anlatılmaktadır:
İÖ 550’li yıllarda Persler Karya satrabı Harpagos komutasındaki orduyla
Datça Yarımadası’na gelmişlerdi. Bunu haber alan Knidos’lular bir
savunma hattı olarak yarımadanın bir kilometrelik en dar yerini kazarak
açmak ve Gökova Körfezi’yle Hisarönü Körfezi’ni birleştirmek
istemişlerdi. Böylece iki deniz birleşecek, yarımada tam bir ada olacak,
savunma kolaylaşacaktı. Büyük gayretlerle çalışma başlamış, ancak
çalışanların vücutlarının çeşitli yerlerinde, daha çok da gözlerinde
yaralar açılmaya başlamıştı. Şaşıran Knidos’lular Delfi’deki Apollon
Tapınağı’nın kahinine bunun nedenini sormuşlar, Pitya da şöyle cevap
vermiş: ‘Kıstak ne kale ister ne de kazılmak. Zeus isteseydi kayayı da
yapmaz mıydı sanki?’ Bunun üzerine çalışmadan vazgeçilmiş ve sonuçta
Persler Knidos’a da sahip olmuşlardır.
Gebekum
Marmaris-Datça yolunun sol tarafında Perili Köşk yazan tabeladan
sapılınca bir kilometre kadar sonra Gebekum’a ulaşılır. Manzarası
güzeldir, denize girilebilecek çok geniş bir kumsalı vardır.
Karşısındaki adaya sığ bir yolla bağlıdır. Kıyıda Perili Köşk adıyla
tanınan ve değişik mimarisi beğenilen bir tesis vardır.
Reşadiye
Reşadiye Datça’nın şirin bir mahallesidir. Burada 200 yıl kadar önce
yapıldığı sanılan M.Ali Ağa Konağı meraklılarınca görülmeğe değer tarihi
ve mimari bir eserdir. Konak beş dönümlük bir arazi içinde yer
almaktadır. Alt kat yığma taş, üst kat ahşap karkas ve dolgudur. Konağın
en ilgi çeken yanı iç mekan süslemelerinin Anadolu’daki benzer
konakların geleneksel süslemelerine benzemesidir. Yıkık durumdaki bina
yeni sahibi tarafından restore edilip kurtarılmıştır.
Datça
Marmaris’le Datça arası 68 kilometredir. Nüfusu merkezde 6.500 kadardır.
Geçmişte eski Knidos antik kentinin yakınına kurulmuştur. İlçe ve
çevresi günümüzde modern bir yapılaşma sürecine girmiştir. Yapılar
Akdeniz mimarisi özelliğini taşımaktadır. Datça tarihi kalıntıları,
zengin doğası, sağlık veren havası, tertemiz denizi, 100 kadar koyu ve
kumsalı, su sporları olanağı ve bunaltmayan sıcağıyla ün yapmış bir
turizm köşesidir. Ünlü tarihçi Strabon ‘Tanrı yarattığı kulunun uzun
ömürlü olmasını istiyorsa onu Datça Yarımadası’na bırakır’ demekle bir
gerçeği ifade etmiştir. Muğla iline bağlı önemli ve şirin bir ilçe olan
Datça aynı adla anılan yarımadanın ortasında yer almaktadır. Güney
sahillerindeki Mesudiye, Palamutbükü, Domuz Çukuru, Kara İncir ve
Değirmen koyları tatilcilerin çok sevdiği ve yaz aylarında
konakladıkları turistik yerlerdir. Datça’nın iç kilometre yakınında olan
Eski Datça mahallesi son yıllarda rağbet görmeye başlamış, eski harap
binalar restorasyonlarla kimliklerine kavuşturulmuştur.Yollar ve çevre
de karakterlerine sadık kalınarak yenilenmiştir.
Burgaz ( Eski Knidos )
Datça ilçe merkezine 2 kilometre uzaklıktadır. Dorlar tarafından kurulan
Eski Knidos kentinin burası olduğu sanılır.1993 yılından bu yana
yapılmakta olan kazılarda Helenistik dönem öncesine ait bulgular elde
edilmiştir. Kent sur duvarlarıyla çevrilmiştir. Sahilin sığ olan
yerlerinde deniz surları ve iki liman kalıntısı görülebilmektedir.
Knidos
İÖ 4. yüzyıl ortalarında Knidos’lular ekonomik nedenlerle eski
kentlerini Tekir Burnu’na taşımış ve burayı 6 Dor şehrinin merkezi
yapmışlardır. Tekir Burnu Datça kentinin 42 kilometre batısında ve
güneybatı Anadolu’dan Ege Denizi’ne uzanan Datça Yarımadası’nın en uç
noktasında önemli bir yerdir. Tarihi kadar coğrafyasıyla da ünlü olan ve
çekici bir doğa güzelliğine sahip bulunan kentin biri ticari, diğeri
askeri olmak üzere iki limanı vardır. Tarihçi Strabon askeri limanın 20
savaş gemisi için elverişli olduğunu, gereğinde liman ağzının zincirle
kapatıldığını, güneydeki ikinci ticari limanınsa her iki yandan uzanan
mendireği bulunduğunu yazmaktadır. Knidos 15 kilometre uzunluğunda bir
surla çevrili olup sur üzerinde ikisi kuzeyde, biri doğuda olmak üzere
üç kapısı bulunmaktaydı. Akropol kentin kuzeydoğu tepeciğinde yer
alıyordu. İki tiyatrosu, bir odeonu, 2 tapınağı, bir stoa ve agorasıyla
diğer kent yapıları olduğu kalıntılardan anlaşılmaktadır. Bunlar içinde
belki en ilginç olanı Afrodit Tapınağıdır.
Buradaki kazılarda ünlü Knidos’lu heykeltıraş Praksiteles’in İÖ 4.
yüzyılda yaptığı mermer Afrodit heykelinin yalnızca gövdesi bulunmuştur.
Heykeltıraş bu heykeli Kos kentinin siparişi üzerine yapmış, ancak
Kos’lular çıplak olarak yapılmış bu heykeli beğenmediklerinden
Knidos’lular tarafından satın alınmıştır. Bizler şimdi yalnız Roma
dönemi kopyalarından bu çıplak tanrıçayı seyredebiliyoruz. 1857’de
Newton tarafından başlatılan kazılarda da önemli bir heykel olan ünlü
Demeter heykeli bulunmuş ve British Museum’a gönderilmiştir.
Mermer, Datça yöresinin asil bir taşıdır ve Knidos mimaride mermeri en
çok kullanan kent olmuştur. Mavi yolculuk yazarı Azra Erhat’ın dediği
gibi ‘Bunu anlayabilmek için bir yandan yerinde kalmış mermerlere
bakmak; bir yandan da British Museum’da başlı başına bir salonda
sergilenmiş bulunan eserleri görüp düşünmek gerekir.’
Çamlık İskelesi
Marmaris-Muğla yolunun 12. kilometresinde sola sapılan yol 6 kilometre
sonra Çamlık iskelesine ulaşır. Burası adından da anlaşıldığı gibi çamı
bol bir alandır. Sedir Adası’na giden teknelerin durak yeridir. İskele
meydanında bir büfe ve bir kahve ve ağaçlıklar arasında bir lokanta
vardır.
Çamlı Köy
Çamlık İskelesinden 3 kilometre ötede ve Sedir Adası karşısındadır.
Çamlı Köy de Karya’nın antik yerleşim alanlarından biri olmalıdır.
Havası güzel, suyu temiz, manzarası hoş bir köşedir. Tercih edilen bir
sahil ve dinlenme yeri olarak tanınır.
Boncuk
Çamlı köyünden devam eden yol 9 km sonra Boncuk’a ulaşır. Boncuk
çevrenin çok sevilen koylarından biridir. Suyu berrak ve
dinlendiricidir. Sahilde düzenli dikilmiş palmiye ağaçları olan bir
dinlenme tesisi bulunmaktadır. Yalnızlık ve sükunet arayanlar ve kayalık
yerde yüzmeyi sevenler için çok elverişli bir koydur. Tesisin hemen
yanında bulunan küçük bir antik kalıntı tarih meraklıları için ilgi
çekicidir.
Kedrae ( Sedir Adası )
Kemre (Gökova) Körfezi’nde bulunan görülmeğe değer güzellikte, antik
kalıntılarla dolu üçlü bir ada grubunun en büyüğüdür.
Adanın Tarihi; Tarihsel gelişmesini İÖ 6. yüzyıldan başlayarak
izleyebildiğimiz Kedrae, Krya’nın önemli kantlerinden biriydi. Bazı
kaynaklara göre Karya kral aileleri yazlarını bu adada geçirirlerdi.
Daha sonraki yüzyıllarda bu adayı Rodos Periası’nın (karşı yakasının)
önemli kasabalarından biri olarak görüyoruz. İÖ 454-428 yıllarında Karya
birliğine katılan Kedrae daha sonra Attika-Delos Deniz Birliği’ne
girmiştir. Ada bu birliğe önceleri yılda 3 bin, daha sonra 2 bin drahmi
aidat ödüyordu. Marmaris’lilerin Sedir Adası dedikleri bu adanın ilk
çağlardaki adının Cedrae olduğu bilinmektedir. Kelimenin kökü Cedrus’tur.
Cedrus büyük boylara erişen bir ağaç türüdür ve yüzyıllar öncesinde ada
ve çevresi bu ağaçlarla kaplı olduğundan bu isim adaya yakıştırılmış
olabilir. Fakat günümüzde ne adada, ne de çevresinde bu ağaçtan eser
kalmamıştır. Bugün ada makilerle, zeytin ve çam ağaçlarıyla kaplıdır.
Resmi hazine kayıtlarında şehroğlu ya da şehroğlan Adası olarak geçer.
Halikarnas Balıkçısı bu adaya Gülen adını koymuştur. Kleopatra adası,
Şiir Adası, Aşk Adası, Balayı Adası adını yakıştıranlar da vardır.
Bunlar hep adanın tarih ve güzelliğinden kaynaklanmaktadır.
Antik Kalıntılar; Ada kalıntılarıyla da büyük önem taşır. Kıyı şeridi
yer yer kuleli surlarla çevrilidir. Sur içinde daha sonra Hıristiyanlar
tarafından kiliseye çevrilen Dor stilinde bir tapınak ve Roma dönemi
öncesine ait olması gereken bin 500 kişilik bir tiyatro, yuvarlak çatılı
küçük yapılar, içleri kırmızı boyalı sarnıçlar, tüneller yer alır. Çevre
antik yapılardan dağılmış sütun başlığı, üzerine resim ve rölyefler
işlenmiş taşlarla doludur. Ada bir açık hava müzesi durumundadır.
Arkeolojik değerlerin korunabilmesi için adada gecelemek yasaklanmıştır.
Aynı zamanda büyük bir özelliği olan ada kumundan bir avuç dahi olsa
alınmasına izin verilmemektedir.
Karacasöğüt
Marmaris-Muğla yolunun 11. kilometresindeki sapaktan sola dönen yoldan
çamlıklar arasından geçerek Karacasöğüt’e varılır. Gökova Körfezi’nin
iki güzel koyu önünüzdedir. Karaca ve Söğüt. Bu iki koy mavi yolculuk
teknelerinin tercih ettikleri uğrak yerlerindendir. Sahili sığ ve kumu
incedir. Köy sınırları içindeki ufak motel ve pansiyonlar turizme hizmet
verirler. Yakındaki şelale ve mağaralar yeni yeni tanınmaktadır. Koyda
Ankaralı yazlıkçıların güzel villaları vardır.
Euthena ( Altın Sivrisi )
Marmaris’ten kuzeyde 10 kilometre, Karacasöğüt köyünden 2 kilometre
uzaklıktadır. 609 metreyle çevrenin en yüksek tepesidir. Doruğa varmadan
yamaçta bir nekropol (mezarlık), doruğa yaklaşınca da sur ve tapınak
kalıntıları, kaya mezarları ve sarnıçlar görülür. Euthena Eski Çağ’da
Rodos’a bağlı önemli bir yerleşim yeri olmuştur.
Amnistos
Karacasöğüt köyü yakınlarında Eski Çağ’da Rodos’a bağlı bir yerleşim
yeridir. Surları günümüze kadar gelebilmiştir. Kıyıda antik bir iskele
uzantısı görülmektedir.
Okluk Koyu İngiliz Limanı
Gidiş yönünde Karacasöğüt’ten sola ayrılan yol Okluk Koyu’ndan geçer.
Diğer koylar gibi bu koy da ormanlarıyla yemyeşil, deniziyle masmavi
renk armonileri sergiler; insanı öylesine etkiler ki kolay kolay
ayrılamazsınız. Okluk Limanı’nın tekne bağlayabilecek iskelesi ve birkaç
lokantası müşterilerine hizmet vermektedir. Koyun bu güzel manzarası
içinde devlet büyüklerini ve konuklarını ağırlamak için Başbakanlık
Konuk Evi yer almaktadır. Bu koya İngiliz Koyu denmekteyse de İngiliz
Limanı daha da ileridedir. Okluk Limanı’ndan devam eden yol Mal Deresi
sahilinden küçük Ayın Deresi ve Ayın Koyu’ndan geçerek Mal Bükü’nün
sonunda koridor gibi uzayan, barınaklı İngiliz Limanı’na ulaşır. Bu
liman doğal yapısı nedeni ile bütün rüzgarlara kapalı, her zaman sakin,
huzurlu ve güvenlidir. II. Dünya Savaşı’nda Alman donanmasından kaçan
İngiliz denizaltıları bu limana saklanmış, birkaç ay burada
barınmışlardır. Bu tarihi hadise nedeniyle halk buraya İngiliz Limanı
adını yakıştırmıştır.
Bördübet
Marmaris’ten Datça’ya giden yol 28. kilometrede sağa sapar, küçük küçük
koyları geçerek 9 kilometre sonra Gökova Körfezi’nin en güzel
koylarından Bördübet’e ulaşır. Köy ve çevresi doğal sit alanı olduğundan
yapılaşma yaşanmamış, yöre bakir kalmıştır. Uzun yolun yorgunluğunu göze
alıp buraya kadar gelenler tahmin etmedikleri güzellikte bir doğayla
karşı karşıya kalırlar, güneşlenmenin , denizin ve tatilin tadını doya
doya çıkarırlar. Koydan içerilere doğru ilerleyen ve gittikçe daralan
bir azmak yatlara sığınak vazifesi görmektedir. Hemen yakındaki Amazon
kamping ve bir otel çevreyi koruyan bilinçli bir çalışmayla çok iyi
hizmet vermektedir.
Longöz
Bördübet ve Amazon’dan devam eden orman yoluyla Longöz’e ulaşılır. Ama
mümkünse hayal edilemeyecek güzellikteki doğa harikası bu cennet köşeye
denizden gidilmelidir. Denizden karaya adeta bir labirent gibi
lokantanın varlığı sizi şaşırtacaktır. Ali Baba’nın odun ateşinde
hazırladığı ızgaralar, yaprak dolmaları ve daha nice leziz yiyecekler
unutulamayacak bir lezzetin anısı olarak hatıralarda kalır.
Çetibeli
Marmaris-Muğla yolunun 20. kilometresindeki Çetibeli mevkiinde şirin bir
köydür. Ulu çınarlar altında, ufak bir çağlayanın şırıltısında yaz kış
dinlenilecek ve yemek yenilecek bir tesisin bulunması çok
sevindiricidir.Yine bu yol üzerinde yeni yeni dinlenme tesisleri ve
restoranların da yer aldığı görülmektedir.
Gökova
Marmaris-Muğla yolu üzerinde 27. kilometrededir. Gökova sapağına
girişteki yol bir kilometre boyunca okaliptus ağaçlarından oluşan doğal
bir ağaç tünelinden geçer. Bu doğal tünelin verdiği güzellik duygusu ve
heyecanı unutulamaz. Körfezin her köşesi ayrı bir güzellik sergiler.
Mavi yolculuğun pek çok önemli koyu burada yer alır. Gökova
Marmaris-Bodrum güzergahını en önemli parçasıdır. Bördübet, Karacasöğüt,
Okluk, İngiliz Limanı, Longöz ve Yedi Adalar bu körfezin kucakladığı
koylardır. Gökova’dan Sakartepe’ye tırmanan varyantlardan ovanın
yeşiline karışan denizin mavisi unutulmayacak güzelliktedir. Körfezin,
ovanın ve çevresinin güzelliğini sözcüklerle anlatabilmek kolay
değildir.